Kafamın içindeki palyaço emekliye ayrılmıyor bir türlü
her şeyi hafife almakta üstüne yok
kötü esprilerle bizi rezil ediyor ulu orta
zirvedeyken bırakmak lazım diyorum
inanmıyor
ya ben ya o bırakacak bu işleri
bekliyorum
5 Mayıs 2013 Pazar
romantikmişiz
Romantizm ilahi bir masaldı da
biz mi dinlemedik?
Anlatanın adına rastlanmayan anonim bir masalın
küçük köleleri olduk
yaşımız büyüse de inancımız körpe kaldı
Denize taş attık dileklerimizi bir balığın yutacağına inanarak
toprağa kağıtlar gömdük, bir gülün dibinde filizlenir diye hayallerimiz
Dağa kafa tuttuk, bizden aldığını geri püskürtür diye
Bir kara şövalyeye aşık olduk, gün gelir sevgiyle aklanır diye de
masal biz olduk
İlahi olan da masal olan da romantizm değilmiş
bizmişiz geç öğrendik...
biz mi dinlemedik?
Anlatanın adına rastlanmayan anonim bir masalın
küçük köleleri olduk
yaşımız büyüse de inancımız körpe kaldı
Denize taş attık dileklerimizi bir balığın yutacağına inanarak
toprağa kağıtlar gömdük, bir gülün dibinde filizlenir diye hayallerimiz
Dağa kafa tuttuk, bizden aldığını geri püskürtür diye
Bir kara şövalyeye aşık olduk, gün gelir sevgiyle aklanır diye de
masal biz olduk
İlahi olan da masal olan da romantizm değilmiş
bizmişiz geç öğrendik...
30 Nisan 2013 Salı
Anlama. Hisset!
Bir Fransızın dilinden yazabilsem keşke duygularımı
hafif nevrotik ama hep romantik
iç gıcıklayıcı kelimelerle doldursam cümlelerimi
anlamını bir tek senin anladığın
Kendimizce bir dil yaratsak
hafif yuvarlak hatlı
ama her zaman kavgaya açık
Aşkımızı savunurken kullansak o dili
köşelerini sadece biz bilsek
baş edebileceğimiz sertlikte olsalar
törpülenmeye hevesli
Aşkın dilini yaratsak, farkında olmadan
ama hep hissetsek
anlamasak da...
hafif nevrotik ama hep romantik
iç gıcıklayıcı kelimelerle doldursam cümlelerimi
anlamını bir tek senin anladığın
Kendimizce bir dil yaratsak
hafif yuvarlak hatlı
ama her zaman kavgaya açık
Aşkımızı savunurken kullansak o dili
köşelerini sadece biz bilsek
baş edebileceğimiz sertlikte olsalar
törpülenmeye hevesli
Aşkın dilini yaratsak, farkında olmadan
ama hep hissetsek
anlamasak da...
28 Nisan 2013 Pazar
notaların kuklası
Bir parçaya denk geliyorum bazen. Titriyor dudaklarım, kırpışıyor kirpiklerim ve bir damla göz yaşı döküyorum. Hangi anıyı getiriveriyor aklıma? Tam bilmiyorum çoğu zaman. Görüntü olmasa da duygular hep orada; kanlı, canlı... Yıllara akıl oyunu yapan duygular; zamanın iyileştirmediği sadece eskittiği. Bazen de öyle bir parça çalıyor ki, olur olmaz kalkıp dans ediyorum. Parçaların kuklası olmuşum sanki. Notalara emanet bir hayat yaşıyorum.
16 Nisan 2013 Salı
Bizler
Bizler; dünyada bedenimizi siyahlarla örtüp, öbür tarafta yaprak çıplaklığına inananlarız.
Edep yerlerimiz çoktan değişti farkında bile değiliz.
Bizler; alaim-i semaya karşı güneş gözlüğü takıp, gecenin tek rengine inananlarız.
Besin kaynaklarımız çoktan değişti farkında değiliz
Bizler; müzikle değil, kanla çoğalanlarız...
Edep yerlerimiz çoktan değişti farkında bile değiliz.
Bizler; alaim-i semaya karşı güneş gözlüğü takıp, gecenin tek rengine inananlarız.
Besin kaynaklarımız çoktan değişti farkında değiliz
Bizler; müzikle değil, kanla çoğalanlarız...
16 Mart 2013 Cumartesi
göze göz
Kirpiklerimin altına sığınmış bir uçarı bakış
Göz göze gelsek kanatlanıverecekmiş gibi
Böyle bir sorumluluğu kim alır dersen
Göz göre göre kaçırmayacak biri derim!
Göz göze gelsek kanatlanıverecekmiş gibi
Böyle bir sorumluluğu kim alır dersen
Göz göre göre kaçırmayacak biri derim!
4 Mart 2013 Pazartesi
kirli
İçimde bitmek bilmeyen bir kirlilik
düşündükçe bataklaşan
Tortuların altında boğulan kim?
henüz sevmediklerim mi?
düşündükçe bataklaşan
Tortuların altında boğulan kim?
henüz sevmediklerim mi?
7 Ocak 2013 Pazartesi
Ortaya karışık
İlişkilerin eteklerine sis basmış. Öyle bir çağa girmişiz ki cinsiyetimiz tanımsız olmuş. Kadınlar doğasına sadık kalmakta zorlanan penissiz yarı tanrılara dönüşürken, erkekler kervanın önünde gitmeye çekinen basiretsiz bedevilere evrilmiş. Samimiyetin sinyallerini sadece telefonun en iyi çektiği yerlerde alır olmuşuz. Bir masal yazacak olsak, ne dağları delen adamlardan, ne de nazlanan ve ömürlük bekleyen kadınlardan bahsedebiliriz artık. Bizim masalımız izbe barlarda alkol kokulu nefeslerin nefis savaşlarını konu alabilir ancak. Anti-depresan almadan yaşayamadığımız günlük hayatların gecelerine odaklanmışız. Bu küçük ilaçlarla uyuşturduğumuz akıllarımızla ruhlarımızı kontrol eder olmuşuz. Travmaların prangaları ayaklarımızda bir derin yara yapsa da çıkaracak gücü bulamayacak kadar esaret altında olmaya alışmışız.
Korsuz sevişmelerin sabah yabancılaşmaları altında kaybettiğimiz duygularımızla ne yapacağımızı bilemez olmuşuz. Hızlı trafiğe uyum sağlamaya çalışan aşk hayatlarımız, kabuklarımızı daha da sertleştirmekten öteye gidememiş. Hızlı bir malumatla çıkılan yollar hep ilk molada son bulmuş. Sonsuz seçme imkanı içinde kararsızlaşan bizler, neyle besleneceğimizi bile arama motorlarına sorar olmuşuz. Kısa mesajlarda yaşatmaya çalıştığımız libidomuzun ne işe yaradığını unutan bizlerden nasıl bir gelecek yaratmamız beklenir peki?
Yeni nesillere aktaracağımız, en bilgili olduğumuz konu 'oyunlar'ken nasıl bir oyuna geldiğimizin farkında mıyız? Akıllı pedlerin tek parmakla geçilen ekranlarına benzer hayatlarımızı kalplerimizle değil de işaret parmaklarımızla yönettiğimiz sürece bizden ne bok olur?
Önce iktidarı kaybeden ve biz kadınlarla paylaşmak zorunda kalan adamlara yarım dudak gülümsesek de şimdi bunun acısını yaşayan yine biz kadınlar olmuşuz. Her konuda sidik yarışı yapana bizler bir de evde nohut-pilav pişirmesi gereken yaratıklara dönüşünce beklemediğimiz bir sorumlulukla göz göze gelmişiz. Barda içkisini kendi alan, ev kirasının yarısını ödeyen bir de üzerine anneannelerimizin yaptığı gibi kadınlık sorumluluğu yüklenince yalnız kalmak daha değerli oldu sanki. Hangimiz bunun bu şekilde gerçekleşeceğini ön görebilirdik? Kabul edin bayanlar patladık!
Bütün bu üst satırlara istinaden kişiselleştirilmiş cümlelerle devam edeceğim şimdi: Kendi ayakları üzerinde duran, hala masalsı kadınlığın peşinde koşan, geyşa ruhlu bir kadın, cinselliğini doyumsuz yaşamak istiyor ve erkeğine sadık olamak istiyorsa ne yapmalı? Heyecanla başlayan yeni tanışıklıkların diz üstüne çöktüren hayal kırıklığına pirim mi vermeli yoksa hayallerini ezberleyerek önüne mi bakmalı?
Cevap mı arıyorsunuz? Bulduğum zaman sizinleyim:)
Korsuz sevişmelerin sabah yabancılaşmaları altında kaybettiğimiz duygularımızla ne yapacağımızı bilemez olmuşuz. Hızlı trafiğe uyum sağlamaya çalışan aşk hayatlarımız, kabuklarımızı daha da sertleştirmekten öteye gidememiş. Hızlı bir malumatla çıkılan yollar hep ilk molada son bulmuş. Sonsuz seçme imkanı içinde kararsızlaşan bizler, neyle besleneceğimizi bile arama motorlarına sorar olmuşuz. Kısa mesajlarda yaşatmaya çalıştığımız libidomuzun ne işe yaradığını unutan bizlerden nasıl bir gelecek yaratmamız beklenir peki?
Yeni nesillere aktaracağımız, en bilgili olduğumuz konu 'oyunlar'ken nasıl bir oyuna geldiğimizin farkında mıyız? Akıllı pedlerin tek parmakla geçilen ekranlarına benzer hayatlarımızı kalplerimizle değil de işaret parmaklarımızla yönettiğimiz sürece bizden ne bok olur?
Önce iktidarı kaybeden ve biz kadınlarla paylaşmak zorunda kalan adamlara yarım dudak gülümsesek de şimdi bunun acısını yaşayan yine biz kadınlar olmuşuz. Her konuda sidik yarışı yapana bizler bir de evde nohut-pilav pişirmesi gereken yaratıklara dönüşünce beklemediğimiz bir sorumlulukla göz göze gelmişiz. Barda içkisini kendi alan, ev kirasının yarısını ödeyen bir de üzerine anneannelerimizin yaptığı gibi kadınlık sorumluluğu yüklenince yalnız kalmak daha değerli oldu sanki. Hangimiz bunun bu şekilde gerçekleşeceğini ön görebilirdik? Kabul edin bayanlar patladık!
Bütün bu üst satırlara istinaden kişiselleştirilmiş cümlelerle devam edeceğim şimdi: Kendi ayakları üzerinde duran, hala masalsı kadınlığın peşinde koşan, geyşa ruhlu bir kadın, cinselliğini doyumsuz yaşamak istiyor ve erkeğine sadık olamak istiyorsa ne yapmalı? Heyecanla başlayan yeni tanışıklıkların diz üstüne çöktüren hayal kırıklığına pirim mi vermeli yoksa hayallerini ezberleyerek önüne mi bakmalı?
Cevap mı arıyorsunuz? Bulduğum zaman sizinleyim:)
27 Aralık 2012 Perşembe
sabır
Bir torba dolusu biriktirdim sabrımı. En çok bu kadarını yapabileceğim psikoloğun bile aklına gelmemişti. Sevmiş gibi yaptım giymeyeceğim o kazağı. Çay içtim bazen şarabın kokusuna hasretken. Top oynadım topuklu ayakkabılarımla. Rimelim aktı zamansız terlemekten.
Ne mi oldu en sonunda?
Ben ben oldum kendi zamanlamama sadık kalan bir sabırsız olarak:)
Ne mi oldu en sonunda?
Ben ben oldum kendi zamanlamama sadık kalan bir sabırsız olarak:)
Adam olur mu?
Bilinmeyenin korkusunu orgazma çevirsek mesela
En çok bundan heyecanlansak ve bir tek bununla nefes alsak
Adam olur mu zihinlerimiz?
Güvenli koyların sıkıcı habitatını içselleştirsek mesela
En çok bundan doysak ve bir tek bununla beslense damarlar
Adam olur mu etimiz?
Bir bedene sıkıştırdığımız onca şeye rağmen
Koysak ruhumuzu masaya mesela
Tutunabilir miyiz sokaktaki hayata?
En çok bundan heyecanlansak ve bir tek bununla nefes alsak
Adam olur mu zihinlerimiz?
Güvenli koyların sıkıcı habitatını içselleştirsek mesela
En çok bundan doysak ve bir tek bununla beslense damarlar
Adam olur mu etimiz?
Bir bedene sıkıştırdığımız onca şeye rağmen
Koysak ruhumuzu masaya mesela
Tutunabilir miyiz sokaktaki hayata?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)