7 Ocak 2012 Cumartesi

kimin umrunda?

Bir hikaye okursun. Birinin kaleminden dökülmüş bir tecrübedir hikaye; kendisi ya da kendisi kadar yakın bir hayali kahramanın güncesidir. Etkilenirsin, taraf olursun. Yazar ne diyorsa odur. Hislerini sen değil yazar kontrol eder.
Şimdi bunu hayata uyarlayalım. Herkes kendi hikayesinin yazarıdır. Hikayeyi anlatan da yine kendisidir.
Bir hikayeden etkilendikten ve yargılarınızı verdikten sonra hiç yazarın kendisiyle tanıştığınız oldu mu? Peki hayal kırıklığı yaşadığınız oldu mu? İşte bu da yaşamın hikayesinden bir alıntıdır.
Biriyle tanışırsınız. Hikayesini dinlersiniz. He seferinde farklı, her seferinde daha samimi. Sonra zaman kavramı aşinalığı getirir beraberinde. Artık arkadaş olmuştur, tanıdık olmuştur, korumanız gereken olmuştur karşı taraf. Ama çok önemli bir kaç dakika vardır hayatta yıllara meydan okuyan. Eğer onlara denk gelirseniz, tersine döner her şey, akreple yelkovanın başı döner geri adım atmaya başlar. O dakikalarda fark ettikleriniz ömürlük hikayenin kurgusunun algısını değiştirir. Yalanı görürsün. Kişilik bozukluğu görürsün. Boktan herşeyi görürsün işte... Hikayenin kahramanının yanında değilsindir artık. Üçüncü kişilere sempati ile bakmaya başlar, onların yaşadıklarını idrak etmeye başlarsın. Neden mi? Sen de bir 3. kişisindir. Ve yaşadıkların ve yaşayacakların aşağı yukarı aynı olacaktır bu yazarın hikayelerinde. Peki fark ettin ve kendini çektin bu ilişkiden. Sonra ne mi olur? Sosyal baskıların altında ezilirsin. Dilin şişer hislerini anlatmaya çalışırken. Yaşanmışı anlatmak kolaydır. Ya hisleri? İşte kendisi için doğru olduğuna inandığı bir hayatı yaşayan insanların ortak kaderidir: Yabancılaşmak ve yalnızlaşmak. 
Sanatçıların hayatının neden yalnız olduğunu düşünüyorsunuz. Çünkü onlar kendi doğrularını üretmek için kullanırlar. Komşunun ne düşündüğü, iş arkadaşının kendisini nasıl gördüğünü hatta ve hatta sevgilisinin gözünde nerede olacağını sikine sallamaz. Bildiğini okur bildiğini yazar, çizer, heykelleştirir...
Doğruyu bulmak için sosyal olmanız gerekmiyor, kendinizi önemsemeniz ve sanata yakın olmanız gerekiyor. Gerisi mi? 
Kimin Umrunda?


2 yorum:

Dayatılanla Yaşamak dedi ki...

gerisi bunu başaramayanların umrunda..başkalarının kendi hakkında ne düşüneceklerini ne söyleyeceklerini düşünerek yaşayanların umrunda..onların ikiyüzlülüklerini bile bile kendisine 'harika' demelerini bekleyerek kendisini unutanların umrunda..

kalemine sağlık çok güzel bir konuyu çok güzel bir yalınlıkla işlemişsin..

begüm dedi ki...

Ne güzel bunu duymak. Uzun zamandır blogda yalnız takıldığım hissine kapılmıştım. Hem fikir olduğumuz bir konunun gerçeğin altına düşmesisi de ayrı güzel. Senin de yorumuna sağlık:) değerli yorumları bekliyorum her zaman. teşekkürler