13 Temmuz 2010 Salı

hesabı kabartmayın

Beklentinin yosun tutmuş bir havuz olduğunu kabul etmek lazım. Temizlemeden girmenin kimseye faydası yok. sadece yapışkan ve kirli bir öfke yapışır attığın kulaca. İlişkilerin en bulanık sahne dekorudur bu hissiyat. Sen sen olarak yaptığın hareketlerin her birinde bir karşı hamle hayali kurarsın. İncelik ve naiflik diye adlandırdığın her kelime yalan olur şahına saldırıldığında. Beklentiyi terk ettiğin an ne olur peki? Daha duru bir su ile karşılaşırsın. Belki rengini tahmin edemezsin. Mavi mi? yeşil mi? Ama kendin için bir kulaç attığını ve suyu hissedersin bedeninde ve ruhunda. Karşındaki kişi senin bu zarif hareketlerinden mutlaka etkilenecektir. Kurmaca bir hissin ötesine geçip kendisi ve seninle buluşacaktır. Hayranlık uyandıran bir kabullenişin içinde nefes almak... İşte hesapsızlığın içinde ödeyeceğin en büyük hesap budur...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Olması gerekeni mi yazıyorsun yoksa gerçekten başardığın zaman kendine bir ödül olarak mı?

Bunu yazdıklarından çıkaramıyorum.

Yazdıklarından çıkardığım ise, kendinle barışık olduğun zaman da , kendinle kıyasıya kavga ederken de;
1. kendine karşı çok katısın.
2. çok güzel yazıyorsun.

Günlüğünün adsız yorumcusu olarak gene çok beğendiğimi söylemeliyim. Ancak nacizane bir tavsiye de vermeden geçemiyeceğim. Bence ilk yapman gereken kendinle olan ilişkinde de aynı desturu uygulaman. Bu kadar çok şey bekleme kendinden.

begüm dedi ki...

İnanmak başarmanın yarı yoludur diye düşünüyorum. Henüz başaramadım eğer bilmek istediğin şey buysa.
Kendime karşı katı olduğumu sana düşündüren ne oldu?
Bu arada beğenin için teşekkürler adsız...